Ara
  • Sibel Karabulut

ORTA YAŞ KRİZLEMESİ


30


Okuma yazmayı sökmeden daha

Otuza kadar saymanın gururu ve

“Otuzuma girdiğimde ağladım.”cümlesi

Dışında bir işim yoktu otuzla!

Ruhuna hitap etmeyen bir kocanın elinde

Gençliğinin geçtiğine mi,

“Bu adamla bir ömür nasıl?” durumuna mı

Ağladığını hiç çözemediğim,

Birilerine hep:

“Otuzuma girdiğimde ağladım.” diyen

Annemin otuzu, benim ilk otuzumdu

Ve bana çok uzaktı…


31


Lisede otuz birin gizil yanının

Olduğunu öğrenmenin şaşkınlığından mı nedir,

Ne rakamların (para, pul, hesap kitap vs. eşittir rakamlar)

Ne de ilişkilerin (sosyal, aşk, iş vs. eşittir para eşittir rakamlar)

Her türlüsünde başarılı olamadım.

Bir birahanenin “32 70” adı,

Hep bir eksiğini…

Çeke çeke, ters yüz eden hayat yetmezmiş gibi

Havuzları niye doldurduğumuzu ve

Niçin boşalttığımızı anlayamadım?

Hâlâ da öyle…

Zaten yeteri kadar aşkla doluyor,

Dibe vuran hayallerle boşalıyorduk.

Yoksa bahsedilen o havuz biz miydik?

Yoksa ben mi…?

Rakamların ne gibi

Bir derdi olabilirdi ki benimle!

Değil mi ama?


32


“Bir yetişkinde otuz iki diş vardır.”

Hayata dair dozajı düşük bilgicikler,

İleride öğreneceklerimize ön atıştırmalıkmış

Meğer… Herkes hayata hayat bilgisiyle başlar ama

Hayat Üniversitesi’ni bitirenler

Küçümsenir her nedense?

Bir yetişkinde otuz iki dişin olması güzel,

Güzel de…

Bir kadın için ne menem bir yaştır.

Hâlâ şans barındıran…

Evlenebilir, üreyebilir.

Tanış olana, olmayana

“Ahan da koca, ahan da çocuk!”

Diyebilir.

Ne menem bir yaştır otuz iki!

Fütursuz teyzeler,

İkinci meyveyi soracak daha...


33


İlkokul numaram, üç yüz otuz üçtü.

Çok sonraları farkettim,

Oğlanların punduna getirip numaramı niye sorduklarını.

Söylerken dudaklarımın aldığı şekle baktıklarını

Çok sonraları farkettim.

Şimdi yaş otuz üç.

33 yaşında olmak!

Yeniden çocuk olmak ister miyim, hayır!

Yeniden büyümek ister miyim, hayır!

Şimdi sorsalar:

“333 benim numaram değil yaşım, yaşım akıllım derim!”


34


Otuz dört;

İstanbul gibi heybetli, İstanbul

Gibi görkemli olmasa da

Ruhuna, bedenine, yarınına

Yapılan tüm işgallere rağmen

Ayakta kalabilmenin yaşıdır,

Yaşıdır otuz dört!

Mazeret kabul etmeyen İstanbul

Gibi olma yaşıdır yaşın!

Bahaneler yağdırdırıp

Felç ettiğin yollar gibidir sevmelerin,

Delirerek değil delirterektir.

Artık koşulu da koşulsuzluğu da

Kendine sakladığın…


35


Şair, “Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.” demiş,

Herkesler de kanmış.

O da şaşmıştır bu işe!

Zannımca istatistiği baz almamıştır.

Nitekim istatistik:

“Yalan söyleme sanatıdır.”

İstatistik kırk dese, “Aah!” deriz.

Yolun yarısının otuz beş etmesini sevmişiz bir kere,

Ondan ötürü sevmişiz otuz beş etmesini.

Artık geriye sayım kıyın kıyın

Ruhuna çöreklenmiş…

Otuzun, her şeyi yapabilirim hali…

Otuz birin, kariyer olmadı ama hali…

Otuz ikinin, hâlâ çocuk yapabilirim hali…

Otuz üçün, kendimi düzlüğe çıkaramadım hali…

Otuz dördün, bu saatten sonra benden bir bok olmaz hali…

Halden hale girip hayat şekilden şekile sokarken….

Öyle mahzun mahzun otuz dördü karşılamandan

Bellidir, otuz beşin hali, halet-i ruhiyesi!

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorduk, ne güzel!

Otuzun tüm hallerine “ne güzel” eşlik eder etmesine de,

Aklına düşeni sorarsın kendine…Mecbur…

Yolumun yarısı ya yirmiyse?

“Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi” ile de,

Köşeyi dönmenin, aşkı çekmenin çekim yasası ile de

Hiç işin yoksa!

Napılır, napar insan? Napar ki..?

Otuz beş!

Otuz beş, her şeye yeniden başlayabilirim hali

De olabilir istersen, sen istedikten sonra…


SİBEL KARABULUT

0 görüntüleme
© 2023 by Kurgu Kafa.